“Karar veremiyorum” değil, henüz netleşmedim
Karar verememek çoğu zaman kararsızlık değildir. Neyi istediğimizi değil, neyi istemediğimizi bile netleştirmemiş olmaktır.

“Ben çok kararsız biriyim.” Bunu bana söyleyen insanların çoğu, aslında kararsız değil. Sadece elindeki soruyu cevaplayabilecek kadar netleşmemiş.
İki seçenek arasında haftalarca gidip gelmek, çoğu zaman seçeneklerin değil, kriterlerin belirsiz olduğunu gösterir. Neye göre seçeceğini bilmiyorsan, hangi seçeneğin daha iyi olduğunu da bilemezsin.
Daha fazla düşünmek neden işe yaramıyor
Fazla düşünmek, kararın kendisini değil, karardan duyulan kaygıyı yönetmenin bir yolu. Zihin aynı senaryoyu tekrar tekrar çalıştırır, çünkü her tur kısa bir güvenlik hissi verir. Ama yeni bilgi üretmez.
Yeni bilgi, ancak sorunun değişmesiyle gelir. “Hangisini seçmeliyim?” sorusu kilitler. “Bu seçimi neye göre yapıyorum?” sorusu açar.
Netlik, seçeneği daraltmak değil; kriteri görünür kılmaktır.
Kriterleri görünür kılmak
Bir kararın önünde tıkandığında, seçenekleri değil şunları yazmayı dene:
- Bu kararın benim için neyi korumasını istiyorum?
- Neyi kaybetmeyi kesinlikle göze alamam?
- Bir yıl sonra bu kararla ilgili neyi anlatıyor olmak isterim?
- Bu seçeneklerden hangisi, benim değerlerimden hangisini besliyor?
Bu dört soru çoğu zaman kararı kendiliğinden vermez — ama hangi seçeneğin kimin beklentisine ait olduğunu şaşırtıcı biçimde hızlı gösterir.
Küçük kararla başlamak
Büyük kararı beklerken hayat duruyorsa, o beklemenin kendisi de bir karardır. Böyle durumlarda büyük kararı değil, onu test edecek küçük bir adımı seçmek daha gerçekçi: bir görüşme yapmak, bir ay denemek, tek bir sınır koymak.
Çünkü strateji, doğru cevabı baştan bilmek değil; bir sonraki adımı bilerek atmak.